“Sevgili” olmak zordur… Bir erkek 34 günde nas



 
Nesrin YILMAZ

Sevgili…
13 Şubat 2009 Cuma

 

“Sevgili” olmak zordur…

 

Herkesin becerebildiği bir şey değildir bilirim…

 Siz de bilirsiniz…

 Sevgi kelimesi kimsenin dilinden düşmez de “sevgili” olmak nedir, çoğunun aklı yetmez…

 Karşı cinsin “sevgilisi” olmak değil benim bahsettiğim…

 Birey olarak “sevgili” olabilmek, söylemek istediğim…

 Hiç kimse yoksa bile, kendi başına…

 Sevgiyi hissedebilmek, anlatmak istediğim…

 İçinde, derinlerde…

 Her şeye karşı…

 Kişiye değil sadece…

 Yani sevgiyi yerleştirmek gerek içerilerine…

 Bir örnek vermek gerekirse…

Hani çaya şeker atarsanız “şekerli” olur…

 Ne bileyim kahvenin içine bir kaşık krema koyarsanız “kremalı” olur ya…

 Öyle işte…

 İçinize sevgi koymayı başarabilirseniz “sevgili” olursunuz…

 Çok kolay değil mi?

 İçinde sevgi barındırmayı becerebilen herkes “sevgilidir” bu durumda…

 Yani bunu becerebilen hiç kimse yalnız değildir 14 Şubatta…

 Yarın kimileri karşı cinsten sevgilisini (ha bilemem belki hemcinsi de olabilir) saracak kollarıyla…

 Kimi ayrılığın verdiği acıyla kıvranacak yatağında…

 Kimi bir sokak köpeğinin karnını doyurmakla mutlu edecek kendini…

 Kimi kimsesiz çocuklara gösterecek sevgisini…

 Kimi ailesine…

 Ama ortak paydada birleşecek hepsi…

 Çünkü kim ne yaparsa yapsın, kim neye gösterirse göstersin sevgisini…

 Farkındaysanız hepsi “sevgili”…

 Bu durumda “kapitalist düzenin” âşıklar için hediyeden ibaret oyunu bu anlamda mutlu ediyor beni…

 Umarım anlatabilmişimdir sevgimi

 Adınızın başına gelecek en güzel sıfatı ekleyerek sizleri selamlamak istiyorum…

 Tabii hepinizin adını bilmiyorum…

 İnternethaber"in “sevgili” okuyucuları, hepinizin “Sevgililer Günü"nü” sevgiyle kutluyorum…

 

nsrnylmz@gmail.com







Bir erkek 34 günde nasıl unutulmaz?

11 Şubat 2009 Çarşamba

1.gün; Ben mi attım sana veda mesajını. Ben mi attım! Hımm.. Yanlış hatırlıyor olmayasın! Neyse, ararsın nasılsa...

 

2.gün; Yemek yemek istemiyor canım hiç. Hiç iştahım yok. Bir günde kaç kalori kaybettim biliyor musun sen? Hala aramadın da. Bende.

 

3.gün; Kızgınım sana! Niye terk ettin ki sanki beni? Arasana... 

 

4.gün; Ne yani, unutamaz mıyım sanıyorsun seni? Peh! Unuturum tabi.

 

5.gün; Ya unutamazsam? Ara... 

 

6.gün; Hiç mi merak etmiyorsun beni? Ben de düşünmüyorum zaten artık seni. Düşünmeyeceğim yani.

 

7.gün; Sen kendini ne sanıyorsun ki? Hem arasan bakalım ben affedecek miyim seni?

 

8.gün; Umudu kestim artık senden. Zaten bitmişti işte. Devam etsek de bitecekti yani. Öyle mi? Öyle değil mi? Konuşsana!

 

9.gün; Evet, evet kesinlikle iyiyim. Seni de unuttum gitti. Arasan da açmayacağım artık. Ya da önce açıp, sonra yüzüne kapatacağım telefonu. Ya da “pardon, kimsiniz tanıyamadım” diyeceğim. Seni ne çabuk unuttuğuma inanamayacaksın. Tabi canım. En iyisi arama!

 

10.gün; Aman be! Aramazsan arama!

 

11. gün; Canım yataktan kalkmak istemiyor. Yorganı kafama geçirip bütün gün uyuyasım var. Spor da yapmak istemiyorum. Telefonlar çalıyor bakmıyorum. Arasan da bakmayacağım yani!

 

12.gün; Lütfen araaaaaaaa... Senin hiç mi suçun yok yani? Var! Yoksa hayatında başka biri mi var?

 

13.gün; Evet, evet kesinlikle başka biri var! Var tabi! Var, var... Arardın yoksa. Var mı? Benden güzel mi? Saçları ne renk? Komik mi? Seviyor musun onu? Seviyor musun yoksa!

 

14.gün; Ağlamak istiyorum!

 

15.gün; Ölmek istiyorum!

 

16.gün; Senden nefret ediyorum! Ondan da!

 

17.gün; Ölmeni istiyorum!

 

18.gün; Bana geri dönmeni istiyorum!

 

19.gün; Tamam! Hiçbir şey istemiyorum! Seni de!

 

20.gün; Bugün “gün” değil!

 

21.gün: Sakinim...

 

22.gün; Çok sakinim...

 

23.gün; Hiç sakin değilim...

 

24.gün; Çok sinirliyim! Sakın arama!

 

25.gün;  Erkekler neden “masal” anlatır? Çünkü kadınlar, “masal”ları sever!

 

26.gün; Bugün de, bak akşaaaammmm olduuuuu nı nı nı nııımmm….

 

27.gün; Çok meşgulüm bugün. Ararsan da bulamazsın zaten!

 

28.gün;  Seni aradım bugün. Gizli numaraJ

 

29.gün; Bi daha aramayacağım!

 

30.gün; Artık sende beni arama!

 

31.gün; Bak sakın arama! Çok ciddiyim!

 

32.gün; Of, iyi ki terk etmişim seni! Özgürlük ne güzelmiş... 

 

33.gün; Bugün bütün kız arkadaşlarını ara, çık dolaş, spora başla, sigarayı bırak, İspanyolca öğren, İspanya’ya taşın, orda yaşa bundan sonra.   

 
34.gün; Yok yok, ağlamıyorum. Hem neden ağlayacakmışım ki? Ağlamıyorum tabi.  Aaaaaaaaaaaaa.......... Bağırmıyorum da.

 
34.günün sonunda; "Alo, yok hiç öylesine aradım. Hiç aramadın da. Yani iyi misin diye merak ettim. Yarın mı? Hımm... İşim vardı ama, buluşuruz tabi...Madem sen istiyorsun..."

 

Not: copy paste değildirJ 



Pakize Suda
Hanım olun hanım!
24.03.2009 05:25:03




Kadınların, özellikle genç kızların dikkatine!
Aşağıda uzun ömürlü olmanın sırlarını bulacaksınız; bir kenara not ediniz!
1- Cazibeli olmayacaksınız!
2- Hadi Allah vergisi cazibeniz var diyelim bunun altını çizmeye kalkmayacaksınız!
3- Ne yaptıysanız güzel, alımlı, çekici olmaktan kurtulamadınız, o halde hiç olmazsa artistik pozlar verip fotoğraf çektirmeyeceksiniz!
Kısacası hanım olacaksınız hanım!
Aksi halde cesedinizin yakışıklı olması işten değildir, Nihal Bengisu Karaca'dan söylemesi!
Evet, Karaca dünkü yazısında, geçtiğimiz hafta art arda cinayete kurban giden iki genç, güzel kadın üzerinden bir tespitte bulunmuş. Ben de naçizane tespitten tespit çıkardım, kendi üslubumca özetledim size.
"Güzel kadın bedelini ödüyor" demeye getirirken haksız mı Karaca?
Hayır.
Dünya kurulalı beri birçok güzel kadının bir sürü bedel ödediği bilmediğimiz şey değil.
Peki benim derdim ne?
Bu hastalıklı gerçeğe durmadan dikkat çekmenin, sorunu yok etmeye değil, pekiştirmeye hizmet ettiğini düşünüyorum.
Çünkü tarafsız olarak, sadece durum tespiti yapılıyor gibi görünse de bu tür yazıların çoğunun satır aralarında bedel ödetenlere "hak verme" seziliyor.
En iyi niyetli olanlarında bile kadına gizli bir uyarı var:
"Ayağını denk al!"
Bakıyorsunuz, hırsızın hiç suçu yok!
Hâlâ kafaların arkasında bir yerde "dişi köpek kuyruk sallamasa..." inanışı yatıyor.
İşin kötüsü kadınlar arasında da böyle düşünen çok.
Ne kadar modernleşsek de bilinçaltımıza kazınanlar peşimizi bırakmıyor.
Galiba önce kendimizle savaşmalıyız. Yoksa bu saçmalık sonsuza kadar sürebilir.
Mesela yarın densizin biri çıkıp Nihal Bengisu Karaca'nın neden öteki tesettürlüler gibi değil de daha artistik bir biçimde örtündüğüne takılabilir.

MIŞ / MUŞ

■ Şebnem Scheafer'ın hedefi Dışişleri Bakanlığı'ymış
Almanyalıya... Gidip gelmeleri bedavaya getirecek!

*

■ Cemiyet hayatının tanınmış kadın simaları her yıl umreye gitmeyi adet edinmişler.
E, her sene tekrarlamak lazım; malum her sene yeni yüz yeni vücut!

*

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !